terör...

28/10/2007 · Kategori: guncel

Bugüne kadar ölen şehit sayımız ile öldürülen terörist sayısı karşılaştırması yapıla geldi.Yarın sınır ötesi operasyona başlasak ve -o coğrafi koşullarda zor ama diyelimki oldu- bin, iki bin terörist öldüdüldü. Sonuç: Kızgın birisinin karşısındakini sağlam bir şekilde dövmesi gibi geçici bir rahatlama.. o kadar.

Sınır Ötesi bir operasyonla psikolojik bir rahatlama olacaktır, belki yine sayı ile ölçülen ölüler, şehitlerimiz. Belki pkk’ya sağlam bir dayak.

Dalları budamak yerine ağacın kökü kurutulmak isteniyorsa -bugüne kadar neden yapılmadığı ayrı bir tartışma konusu- asıl yapılması gereken; örgütün bölge halkını suistimal etmesini engellemektir.

Sınır Ötesi operasyon bir milat olmalı ve denmeli ki: Sadece doğu ve güney doğuda; 2008′de 2008 adet ilköğretim, 2008 adet lise 28 adet üniversite açtık daha fazlasını da açacağız.
2008′de her biri yüzlerce kişiye iş sağlayan 2008 tane fabrika kuduk, kurmaya ve özel söktürü teşvike devam edeceğiz. 2008′de 2008 tane kültürel tesis açtık, açmaya devam edeceğiz.

Evet, Kürt! Ne olmuş, Temel de Laz. Hepimiz kardeşiz. Bunu lafla değil icraatla göstermek lazım.

"Manisa’daki kişi başına düşen lise/üniversite/iş oranı ile Mardin’deki oran aynıdır. Manisa’daki kişi başına düşen kültürel tesis oranı ile Urfa’daki, Hakkari’deki, Mardin’deki oran aynıdır"... Bu denilmedikçe sorunlar devam edecektir.

23 yıl önce doğmuş, anne demeyi bile sonradan öğrenmiş bir bebeğin şimdilerde 23 yaşındaki, ihmal edildiği, devletinin onu HİÇ saydığı anlatılarak, örneklerle gösterilerek, pkkya çekilmiş bir delikanlıyı düşünün. Dün askerine silah çekenlerden birisi belkide o delikalı idi. 10 yıl önce sokakta oynayan çocuk, 23 yıl önceki o bebek.

 

10 yıl sonra da yine Ağlayan Analar görmek istemiyorsak; askeri operasyon sonrası -hemen- bölgeye yönelik İŞ, EĞİTİM ve KÜLTÜR seferberliği başlatılmalıdır. Askere yazılmak için başvuru yapmış 30bin kişi ya da evinde şehitlere üzülenler ya da dışarda lanetler okuyan herkes, hepimiz bu duygu yoğunluğunu ile bölgeyi cehalatten kurtarmak ve kalkındırmak için ne gerekiyorsa yapmaya gönüllü olmalıyız.

 YAZIYI OKUDUM BU BAŞ BELALARINA KARŞI ALTERNATİF BİR ÇÖZÜM OLABİLECEĞİNDEN OKUMANIZI ÖNERİORUM ANCAK EĞİTİMSİZLE CAHİLLE GÖZÜNÜ HIRS BÜRÜTMÜŞLE ONU EĞİTMEK İÇİN UĞRAŞSANDA ZOR NETİCE ALIRSIN.BUNLAR AFEDERSİNİZ HAYVAN GİBİ YETİŞMŞ İNSANLAR.ALLAH SABIR VERSİN HALKIMA

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

İşte Vaad’ın 10 günü

22/10/2007 · Kategori: guncel

Vaad bebeğin fotoğrafı da aynı gün yayınlandı.. Aynı gün Yeni Şafak “İşte Vaad’in 10 günü” spotu ile şunları yazmıştı:

 

29 TEMMUZ, VAAD DOĞDU: İsrail’in bombaladığı Sur’da doğdu. Babası, güzel günler umuduyla adını Vaad koydu.

30 TEMMUZ, BÜYÜK KATLİAM: Dünya 37 çocuğun öldüğü Kana katliamıyla tanıştı. Vaad günü bodrumda geçirdi.

31 TEMMUZ, BEYRUT’A KAÇIŞ: İsrail, bölgeyi boşaltmaları için halka 48 saat tanıdı. Vaad ailesiyle Beyrut’a kaçtı.

1 AĞUSTOS, İLK GÜLÜCÜK: İsrail saldırılarını daha geniş alana yaydı. 4 günlük Vaad, çevresine gülücükler dağıtıyordu.

2 AĞUSTOS, 19 SİVİL KATLEDİLDİ: İsrail, Baalbek’te 19 sivil öldürdü. Vaad’in ailesi gelişmeleri radyodan izledi.

3 AĞUSTOS, ÖLÜM PEŞLERİNDE: Uçaklar Taybe’de 3 kişilik aileyi yok etti. Vaad’in ailesi yaklaşan ölümden tedirgin.

4 AĞUSTOS, VAAD 1 HAFTALIK: Vaad’ın ailesi buruk bir mutluluk yaşarken, İsrail bir çiftlikte 33 kişiyi öldürdü.

5 AĞUSTOS, BOMBA YAĞIYOR: Vaad’in ailesi güvenli bir eve yerleşti. Ancak İsrail bombaları kent merkezine ulaştı.

6 AĞUSTOS, İLK KORKU: Bombalara tepki vermeye başlayan Vaad, uykusunda irkildi. Ensar köyünde 5 sivil öldürüldü.

7 AĞUSTOS, ANA KUCAĞINDA ÖLÜM: Bombalar altında doğan Vaad, İsrail füzelerine, tek güvenli yer bildiği annesinin kucağında hedef oldu.

—-

Zulm ile abad olunmaz. Elbet bu zulm de bitecek bir gün..Allah kahretsin şu rezilliği çıkaran göz göre göre vicdanımızı sızlatanları....

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Müttefikten Kork

19/10/2007 · Kategori: guncel

Merkezi Washington'daki Stratejik ve Uluslararası Etüdler Merkezi (CSIS) adlı düşünce kuruluşunun uzmanlarından Anthony Cordesman, Amerikan kongresindeki Ermeni tasarısının, ABD'ye karşı bölgede yeni bir “bölgesel kızgınlık” yaratmaktan başka işe yaramadığını söyledi.
“Ermeni tasarısı ve Türkiye'nin Irak'taki tepkisi” başlığını taşıyan bir rapor yayınlayan Cordesman, “Türkiye'nin Irak'ta ne yapacağı veya yapmayacağı, ya da Ermeni tasarısının bu duruma etkisi pek açık değil. Ancak, eğer Türkiye kuzey Irak'a asker gönderirse ABD, aşırı tepki göstermeme konusunda dikkatli olmalı” dedi.
Irak'ın egemenliği ve Kürt bölgesinin güvenliğinin, Irak'ın terör örgütü PKK problemine çözüm bulmasını gerektirdiğini, bu çerçevede de ABD'nin, Türkiye'nin Irak'a girmesini istemediğini belirten Cordesman, “Türkler'in ne kadar derine gireceği, ne kadar büyük bir kuvvet kullanacağı, ne yapacağı ve ne kadar kalacağı belli değil. ABD, Iraklı Kürtler ve Irak hükümetinin, bu tutumu protesto etme hakkı var” dedi.
Ancak Türkiye'nin kuzey Irak'a girmesinin, ABD'nin savunduğu gibi “bölgeyi daha da istikrarsızlaştırmaya” katkıda bulunmak yerine, “olumlu bile olabileceği” yorumunu yapan Cordesman, “belki bu sayede Iraklı Kürtler, bağımsızlık veya ileri düzeyde bir otonomi peşinde koşmaktansa, Iraklı olarak kalmanın daha iyi olduğunu anlamaları sağlanabilir” ifadelerini kullandı.
Cordesman, ABD Irak'ta dikkatini mezhep savaşına vermişken, Iraklı Kürtler'in, Araplar ve Türkmenler üzerinde ve diğer alanlarda kontrolü ele geçirme çabalarını gözden kaçırıyor olabileceğine dikkati çekti ve Iraklı Kürtler'in, Kerkük'ten sonra Musul'da da zayıf noktalarda kontrolü ele alma çabalarını ilerlettiğini kaydetti.
Raporunda, Türkiye'nin Irak'ta ABD'ye verdiği desteği madde madde ortaya koyan Cordesman, bunları şöyle saydı:
-Türkiye'den Irak'a, Habur sınır kapısından giren yakıt, kilit bir destek. Yüzde 74 hava kargosu, İncirlik'ten geçiyor. Almanya'daki üsten askeri kargo uçağı getirmek yerine, İncirlik'e konuşlandırılan 6 adet C-17 askeri kargo uçağı, Amerikan hükümetine yılda 160 milyon dolar kar sağlıyor.
-KC-135 tanker uçakları, İncirlik'ten uçuyor ve Irak ve Afganistan'daki Amerikan askeri uçaklarına 35 milyon galon yakıt sağlıyor.
-Koalisyon güçlerinin kullandığı yakıtın yaklaşık yüzde 25'i, Habur'dan giriyor.
-Iraklı tüketicilerin kullandığı yakıtın yüzde 29'u Türkiye'den giriyor. 250 bin tanker ve 1.6 milyar galon yakıt Habur'dan sağlanıyor.
-Irak'ın yiyecek ve su ihtiyacının yüzde 19'u Türkiye'den geliyor.
-Halen Irak ve Afganistan'daki operasyonlar için askeri uçuş izni ve desteğini Türkiye sağlıyor.
-Kuzey Irak'ın elektriğinin 270 me*****ı Türkiye'den geliyor. Türkiye bunu 1000 me*****a çıkaracak.
-20 binden fazla Türk 2004'ten bu yana Irak'ta çalıştı. 150 kamyon şoförü isyancıların saldırılarında hayatını kaybetti. Halen 1000 Türk şirketi Irak'ta aktif.
-Türkiye, Ocak-Şubat 2007'de, İncirlik'te 32 F-16'nın geçici konuşlandırılmasını onayladı. Amerikan ekibe, eğitim ve deneyim imkanı sağladı. Mayıs 2007'de rotasyonla gelen ekibe de aynı imkanlar sağlandı.
-Türkiye, Irak'taki koalisyon güçleriyle çalışan 16 Amerikan donanma gemisinin 2006'da Türk limanlarında ağırladı. 6 gemi, 'Karadeniz'e ve Karadeniz'den' Türk boğazlarını kullanarak geçti. 8-10 limanın 2007'de kullanılması söz konusu.”

Bir Amerikalı strateji uzmanın ağzından, Türkiye’nin bir dostuna ve müttefikine sağladığı imkanlar bunlar.

Buna karşılık o müttefik ne yapıyor?

PKK’ya göz yumuyor, Kuzey Irak’ta dağıttığı silahlar Türk askerine karşı kullanılıyor ve tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de “Ermeni Soykırımını tanıyan” bir yasa tasarısını Kongresinden geçirmeye hazırlanıyor.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

hayat bir şov

19/10/2007 · Kategori: guncel

'Hayat bir şovdur.' Hay hay efendim 'şov bir yanılsamadır.' bence. Yanılsamak isteyen buyursun.
Yüzyıllık yalnızlığın ilacı 'aşk'tır. Aşk herşeydir, heryerdedir bir sevgiliye bakın, bir çocuğa, çiçeğe, böceğe hadi ne duruyorsunuz pencereden bakın, dışarıda kocaman bir dünya sevin sevebildiğiniz kadar evrendeki varlığınızı hissedin ne mutlu ne mutlu.........

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

ELMAS YÜZÜK

19/10/2007 · Kategori: guncel

ELMAS YÜZÜK

Elma ve elmas, iki kelime. Birinin sonunda “s” var, diğeri, yani , elmanın sonundaki “s“ kocaya kaçmış. Birisi vücuda yararlı, öbürü hem vücuda, hem ruha, hem de gön’le yararlı. Nedense bütün bayanlar, şu kocaya kaçmış “s” den oluşan, o mücevhere bayılırlar. Ama hepsi. Ya kardeşim, biraz da elma yiyin.

Bir bayan sizden elmas yüzük talep ediyor. Sizin cevabınız, ilkin şöyle olabilir: - Şu elmasın sonundaki “s” yi atsak. Ve o kelime, dört harften ibaret kalsa. Ve bende o elma’slardan sana kilolarca alsam olmaz mı? Hem de çok fazla çeşidi var. Sarısı var, yeşili var, kırmızısı var . (Sanki “elmas”ın çeşidi yokmuş gibi) Hele birde Amasya elma’s-ı var ki, o da olmadı, yer elma’s-ı var, tadlarına doyum olmaz. (Sakın bunları denemeyin kimse bu elmayı yemez) Fakat eninde sonunda diyeceğiniz şu olur : - Yine de hiçbir “elmas” senden daha değerli değildir, alırız, dersiniz ve oturursunuz. (Bunu dedikten sonra, artık mutlaka almak zorundasınızdır.)

Düşünsenize, Allah’tan ayvas diye bir mücevher yok. Belki vardır ama ben hiç duymadım. Olsa da büyük ihtimalle elmas’tan daha değerli bir şey olurdu herhalde. Ve siz de ayvas’taki “s” yi atıp, hiç kimseye o ayvayı yediremezdiniz. Sonunda yine , o ayvayı yiyecek siz olurdunuz. Elma örneğinde olduğu gibi.

Aslında bu ayvayı yeme alışkanlığı çok eskilerden günümüze kadar gelmiş. Eski Mısır’da, Firavun’un işgüzar hanımlarından birisi, sol yüzük parmağına, -şimdiki evlilik yüzüğü parmağına- bir mücevher takıyor. Takmasının da sebebi, bütün parmaklar arasında, sol yüzük parmağındaki damarların, direkt kalbe gidiyor olması. ( O zamanlarda, tıp konusunda bu adamların ileri seviyede olduğunu unutmamak lazım) İşte bu ayvayı yiyenle, ayvayı yediren arkadaşı, bizzat Mısır’a gittiğimde görmek nasip oldu. Ayvayı yiyen arkadaş, mumyalanmıştı. Hayır, dedim, kendi kendime. Ben mumyalanmak istemiyorum. Öbür ayvayı yediren arkadaşın ise her yerde heykeli vardı. Hem de, mumyasında dahi, parmağındaki yüzüğünü çıkarmamıştı. Ne kadar gösteriş meraklısı bir kadın dedim. Beşbin yıl sonrasını bile düşünerek, herkese caka satıyor.

Şaka bir yana, işte bir harf veya bir kelime, taşıdığı mana maksadıyla, insanın ruhunu, bedenini ve hatta yaşam tarzını dahi, nasıl değiştiriyor. Birisi meyve, diğeri mücevher.

Elmas, üstüne üstlük dünyadaki en pahalı yakacak. (Sakın evinizde denemeye kalkmayın, size bayağı pahalıya patlar) Elmas, kömürün bir nevi değerlenmiş hali. Odunun da değerlenmiş hali, kağıt gibi geliyor bana ama, hiçbir bayan sizden, parmağına takmak için kağıt talep etmez.

Siz en iyisi, odunu ve kömürü yakın. Kağıdı da en güzel yazılarınızı yazmak için kullanın. Elması da, sevdiğiniz ve saydığınız, en güzel parmaklara takın.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

gerçek dost dediğin

16/10/2007 · Kategori: guncel

Bir memleket varmış, adı  Monomotapa, Iki gerçek dost yaşarmış orda.

Birinin malı ötekinin malı gibiymis; Anlaşılan o memlekette dostluk,
bizimkinden baska türlüymüş. Bir gece Monomotapa'da herkes dalmış derin uykulara.
Orada güneş battı mı, fırsat bu fırsat, uykunun tadını çıkarırmış millet. Gece yarısı bizim dostlardan biri, firlamış yatağından birdenbire doğru dostunun evine.

Uyandırmış hizmetçileri,tatlı uykularından. Dostu yukarıdan duymuş sesini, hemen kapığı gibi kılıcını, kesesini, koşmuş dostunun yanına:

* Hayrola, demiş soluk soluga. Sen kolay, kolay uyandırmazın kimseyi, uyku yu da seversin üstelik. Kumarda kaybettiysen, al şu keseyi. Evini
bastilarsa, işte ben ve kılıcım ; haydi gidip haklarından gelelim. Yalnız yatamaz mı oldun yoksa, benim güzel cariyeyi al git,öyleyse.

*Yok a canım, demiş dostu; Ne o, ne de bu. Rüyamda biraz düşünceli gördüm seni, sakin başı dertte olmasın deyip kostum; kusura bakma dostum.

Hangisi daha dostmuş, okuyucu? Üstünde düşünmeye değer bu soru.

Gerçek bir dostu olmak ne güzel bir şey! Derdini açmani beklemez bile, Kendi bulup söylemek ister: Belki sen çekinirsin diye. Sevdigi insanın üzerine titrer.

Bir dişten, bir hiçten nem kapar.

Jean de la Fontaine

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

keşke hayat düşünebildiğim kadar kolay olsa keşke...

16/10/2007 · Kategori: guncel

Keşke hayat düşünebildiğin kadar kolay olsa,senin için her şey özelmiş gibi görünse ,biri beni kırdığı zaman onu hayatımdan silip atmak, “DELETE” tuşuna basıp ne kadar anı ne kadar hatıra varsa silinse, herkes üzerine geldiğinde, artık dayanamayacağını düşündüğünde ,her an ölümü düşündüğün bir zamanda “ESC” leyip kurtulsak her şeyden, bir şeylerin yanlış gittiğini anladığın, etrafında kimsenin kalmadığını hissettiğinde “RESET” lesen hayatını, canını sıkan her şeyi çöp kutusuna atsan, her hatandan, her kötülüğünden sonra geri al diyebilsem, en sonunda hayatımı kapatıp diğer gün kaldığım yerden devam etsem, yanlış giden bir şeyi “CTRL+ALT+DEL” yapabilsem ve sonlandırsam, en mutlu günümü “SAVE” leyip ne zaman moralim bozulsa  o güne dönsem ve sonra biri beni kapatsa, sonsuza dek enerji harcamayacağım, elimin altında her şeyin bulunduğu bir yere gitsem, rüyalarımdaki ağacın altına uzanıp sevdiğimi alıp ona şiirler okuyup şarkılar söylesem, onu çikolatadan bile çok sevdiğimi söyleyip hayallere dalsam,sonra bir yaprak olup düşsem yere,aslında her şeyin daldan kopup yere düşene kadar yaşadığımı öğrenip isyan etsem,gözlerimi her kapattığımda gözlerini görsem ve sonra terk edildiğimde her ne kadar her şeyi onun için yaptığımı söylesem de inanmasa, haykırsam güneşe doğru püskürsem içimdeki alevi,güneşle bir olup yaksam tüm düşüncelerimi,keşke hayat düşünebildiğim kadar kolay olsa KEŞKE!!!

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Konu: 23 yil kola fabrikasinda calisan biri niçin hiç kola içmez

7/10/2007 · Kategori: guncel

23 yil kola fabrikasinda calisan birisinin naklettigi ...
gelen iddia;

malumunuz kola denilen içeceğin en temel hammaddesi meyan köküdür ve meyan kökü ile beslenen canlilar arasinda fare de bulunmaktadir. büyük sirketler tonlarca üretim yaptiklari icin kepcelerle toplamaktadirlar meyan köklerini ve tonlarca topladiklari için de fareleri ayiklamaya ugrasmamakta daha dogrusu ugrasamamaktadirlar. bu yüzden de meyan köklerini içindekilerle beraber preslemekte sadece kalan deri, ayak, bacak parçalarini elekten geçirerek ayiklamaktadirlar. meyan köklerinin suyunun yaninda farenin kani, mide özsuyu vs. gibi sivilar da karismakta renk siyah oldugu için estetik açidan bir sorun olmamaktadir. tabi kola üretimi yapan sirketin kimyasal yöntemlerle bunu sagliga zararsiz
hale getirme ihtimali de var... bu olayi anlatan kisi calistigi 23 yil boyunca bi bardak bile kola icmemis.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

koreli kızımız NYchirs nazan öncelin şarkısını söylüyor

29/9/2007 · Kategori: guncel

nazan uluslararası olması gereken 7in bitirdinle bu şarkısıyla beni bitiren bi sanatçı...

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

17/9/2007 · Kategori: guncel

slm dostlar bundan sonra ufaklıklara minik icatlar yaptırmayı düşünüyordum o dökümanlarıda koymayı planlıyorum.gerçi internet gibi mükemmel bi bilgi bankasının yanında sözümüz geçermi bilinmez ama küçük dokunuşlarla bi özgünlük kazandırabilirsek neden olmasın.planlar etkinlikler vs.şu sıralar yogunum dostlar o yüzden beni affedin ve sevgiyi iyi niyeti hayatınızdan eksik etmeyin…

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki ::