yalnızlık şehri
18/8/2008 · Kategori: deneme
büyük bir yalnızlık şehrini devralalı çok oldu.devraldığımda da sokakta kimseler yoktu.hayatta yapmayı becerebildiğim tek şey bile yoktu yani ortalıkta herhangi bir masumiyet ve onun zaafı yoktu.belki azönce acısını dindirdiğim bi masum bebek belki herhangi bir yardıma muhtaç ihtiyar bir bebek..evet yoktu..yalnızlık şehrini bilinçli devralmıştım.çok genç olmama rağmen ne sıcacık düşlerim nede onların yıkılışına isyanım götürmüştü beni oraya..duygularımı yitireli uzun zaman olmuştu.bu yüzdende ne korkaktım ne magrur nede zavallı...sevginin ne oldugunu sanırım unutmuştum..sadece ugruna birşeyler yapabilecegim insanların olmayışı da tuhaftı.evet sanırım mizacıma işlenmiş bu güzel duygular da harekete geçmeyi unutmuştu ve ben bu yüzden buradaydım.istediğim çokşeyi yapabilecek derecede güçlü iken burada bir imparatorluk seçmeyi niçin tercih etmiştim ?belkide varolan kalabalıklar populasyonunda nedüşündüğümü ne hissettiğimi ne bildiğimi ne gizlediğimi bilen bilmesine izin verdiğim kimseler olmamıştı ve ben buradada oradada aslında hep aynı şey ile mücadele ediyordum kendimle..çünkü kalabalıklar nedense hep çok başlı beyinsizdiler..ben bir narsist bir muhteşemmiydim ki?artı öyleysem bile bu iyi birşey degildi.gerçek aslında apaçıktı.ve işte işte tam oradaydı..gerçeklerigöremeyenler acı çekerlerdi ki.bilirdim görenler izlerlerdi.neden izlerlerdi?ben izlememeliydim ama sanırım İçimdeki kötüyü harekete geçirsem bu belkide beni berbat ve güç manyagı intikam dolu yapabilirdi.tersini tercih ettiren yaşntılarım vardı.ve yalnızlık şehrinin drottningi olmak...kimbilir belkide bu benim alınyazımdı...18 agustos 2008
simurg anka
18/8/2008 · Kategori: deneme
Anka Kuşu | |
Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg Anka, | |
birlikteyken ve yaşanırken gerçekleşen ayrılıgın anatomisi..
28/9/2007 · Kategori: deneme
Her ayrılıkmı böyle acılarla feryatlarla olur yoksa yavaş yavaş acıtarak yok ederek bitenlerde varmıdır?yoksa bu bir yanılgımı?bana sorarsanız;bir kuklanın kendince varettiğin kollarının bacaklarının düşmesi gibi beyninde var ettiğin sevgilininde o mükemmel ötesi durumu matlaşır zamanla.anlarsınki oda herkes gibidir hatta onu herkesi tanıdıgından fazlaca tanıdıgından daha fazla zaafları mevcuttur.bunun normal olmasını hissetmen 2. süreçtir.fakat onun herkesin oldugundan dahada aşagılaşması artık acı patlıcan olma sürecini başlatmış demektir.işte o kıragını çalmadıgı an evrendeki tek gerçegin ölüm ve ilahi aşk oldugunu anlamaya başlarsın.sevgi yürüyüşünü tamamlayamamış binlerce bedenden biri olarak o binler için o kadar hüzünleniyorumki..bir sevgi içn böyle karar verilirmiymiş demeyin.hani şu amerikan Kızılderililerinin bir sözü varmış bilirsiniz.bir insanı yargılamadan önce gökte 3 ay eskimesini bekle.veya dışardan baktıgınızda mantıksız gelen hareketlerinde bir mantıgı vardır felsefesi.bu hikayeden başka bir şey degildir.kim olursa olsun hangi yaratılan olursa olsun zayıftır.hepsi fazlaca güvenirsen delicesine baglanırsan nankör oldugu için vurucu olacagını deneyimleyeceksiniz.bu kuşun yerinde bir insan olsaydı yıllarca acı çekecekti ancak sevilen yaşasaydı bu sadece bir hikaye olacaktı.yaşanırken adım adım ölen sevgiler gerçek aşka yaklaştırıyor insanı buda Allahın bir hikmeti olmalı.sevgiyle kalın..yüreginin götürdüğü yere git diye bir kitap vardı oradan bir alıntıyla noktalamak istiyorum:VAROLAN TEK GERÇEK İNANILASI ÖGRETMEN İNSANIN KENDİ VİCDANIDIR.BUNU BULABİLMEK İÇİN YALNIZ VE SESSİZLİK İÇİNDE KALMAK,ÇIPLAK TOPRAGA(ÇIPLAK VE ÇEVRENDE HİÇBİRŞEY OLAKSIZIN)OTURACAKSIN.BAŞLANGIÇTA HİÇBİRŞEY HİSSETMEZSİN.AMA SONRA DERİNDEN TA UZAKTAN BİR SES DUYMAYA BAŞLARSIN BELKİ BAŞLANGIÇTA SESİN TEKDÜZELİĞİ SENİ RAHATSIZ EDER ANCAK SONRA YAŞAMIN BİR ANLAMI VARSA DİYECEKTİR BU SES SANA BU ANLAM ÖLÜMDÜR….29.09.2007saat 23 civarı..
